19 Ekim 2017, Perşembe

NE BU ŞİDDET, BU CELÂL?

25 Nisan 2017, Salı

     


Serkan SELİNGİL

Şiddet… Kendimizi ifade etmekte zorlandığımız ve kusurlarımızla yüzleştirildiğimizde başvurduğumuz tek kurtuluş yolu. İnsanlık tarihinin hemen hemen her döneminde şiddete rastlamak mümkün. İnsanlar kimi zaman  şiddeti en son ihtimal olarak kullanırken, kimi zaman ise ellerine geçen her fırsatta zaman ve mekan dinlemeden olayları çözümlemekte  kullanıyor. Böylece şiddet kimine göre  bir güç gösterisi olurken, kimine göre acizliğin göstergesi haline geliyor.

Şiddet, ülkemizin de en büyük sorunlarından biri. Şiddetin hiçbir sorunu çözmediğini defalarca tecrübe etmemize rağmen millet olarak ısrarla şiddet dilini kullanıyoruz. Terör, trafik, işsizlik falan çözülebilir sorunlar ama bakıyorsun insanlara, acayip bir şiddet dili var. Üstelik bu dil giderek yaygınlaşıyor. Yaşantımızın her anında şiddetle karşılaşmak mümkün.  Okulda, evde, bahçede, sokakta, doğada, ailede, trafikte, filmlerde, dizilerde, bilgisayar oyunlarında ve hatta çizgi filmlerde; kısacası insanın olduğu her yerde.  Konuşmak, birbirimizi dinlemek yerine haklı olduğumuzu bağırarak, şiddete başvurarak karşımızdaki insana kabul ettirmeye çalışıyoruz. Tuttuğumuz takım maç kazanamayınca, desteklediğimiz siyasi parti seçimi kazanmadığında, gazete ya da televizyonda istediğimiz gibi yorum veya yazılar yayınlanmadığında,  sevgimize karşılık verilmediğinde şiddete başvurmaktan geri kalmıyoruz.  Hatta öyle ki sevinçlerimizde bile şiddete başvuran bir toplumuz.

Şiddetin önlenememe sebepleri arasında toplum tarafından benimsenen bir değer yargısı olmasıdır. Örneğin, atasözlerimizde yer alan ve halk arasında sıkça dillendirilen "kızını dövmeyen dizini döver", "kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin" anlayışında ifadesini bulur. Annesini, kız kardeşini döven erkek çocuğunun çevrede itibar görmesi, bu hareketinin onun ne kadar duyarlı ve hassas biri olduğunun göstergesi sayılması da sosyal sebeplerden birisidir.

Peki şiddet haklı olduğumuz zamanlarda kullanılırsa buna şiddet diyebilir miyiz? Şiddetin iyisi kötü olmaz, hangi doğrultuda kullanılırsa kullanılsın, şiddet şiddettir. Tamam zor durumda kaldınız yolunuzu kestiler ve çantanıza el koydular ve sizde kendinizi korumak amaçlı size saldıranlara saldırdınız ve çantanızı kurtardınız. Bu örnekten yola çıkarsak şiddet iyi bir şey gibi düşünülebilir fakat değildir. Tamam bize saldıranlara karşılık verdik diye haksız duruma düşmedik ama şiddetin iyisinin kötüsünün olmayacağını anlatmak amacı ile bu konuya girdim. Mühim olan şiddetin bu türüne de  sebep olan durumları ortadan kaldırabilmek.

Peki bu şiddet ne zaman son bulacak? Ne zaman birbirimizi dinlemeyi öğreneceğiz? Yoksa geç mi kaldık? Sevginin ve saygının olmadığı yerdeki boşluğu şiddet dolduruyor ve şiddet de şiddeti çoğaltıyor. Ne yazık ki bunu biliyoruz ama şiddete başvurmaktan da geri kalmıyoruz. Şiddetin şiddetle durmayacağı da yaşadığımız tecrübelerden sonra çok iyi  biliyoruz. Etki tepkiyi doğuruyor ve her şey bir kısır döngüye giriyor ki bu zamana kadar yediden yetmişe bütün insanların kendilerine ve birbirlerine yaşattığı acılar bu saçmalık yüzünden ortaya çıkmıştır. Yapılması gerekenler kısmında devlete düşen görev; şiddetin  var olduğu her alanda caydırıcı düzenlemeler getirmesi ve bu düzenlemeleri ayrım gözetmeksizin uygulamasıdır yoksa sadece kanun çıkarmak  şiddeti önlemeye yetmez. Bireysel açıdan ise,  şiddetten uzak bir yaşam sürmek, empati kurmaya çalışmaktır. Bu durumda  sizi bir çok kişi anlamayacak olsa da bilinmesi gereken insan yaşamının anlamının nefret değil sevgi olduğudur. Unutmayın ki bir çocuk ona nefret etmek öğretilene kadar herkese elini uzatır ve güler.

OKUMALI/ AYLAK ADAM

Yusuf Atılgan büyük kentin boğuntusunu işler 'Aylak Adam'da. Aynı boğuntu 'Anayurt Oteli'nde daha küçük bir kentte, 'Bodur Minareden Öte'deki hikâyelerinde köyde ve kasabada hissedilecektir. Her şeye "karşı" duran, "karşı" çıkan, "karşı" olan bir adam... Aylak Adam... Bir adı bile yok. "C." diyor Yusuf Atılgan kısaca.  
İnsan her şeye bunca "karşıyken kendine de "karşı" olmadan nasıl sürdürülebilir bir "karşı" yaşamı? C., sıradanlığa, tekdüzeliğe, alışılmışın kolaycılığına hiç mi hiç katlanamıyor. Hem farklıyı, hem doğru olanı arıyor. Çabasının boşuna olduğunun da farkında üstelik.
Zor bir karakter, zor bir yaşam, yalın bir roman.

İZLEMELİ/ KOLONYA CUMHURİYETİ

Dünyaya gelen uzaylılara karşılama yapılır. Kolonya'ya iniş yapan uzaylı yerel halkın büyün sevgisiyle karşılanır ancak bir kaza olur ve kutlamalar sırasında uzay mekiği yerle yeksan olur. Kolonya'da bir müddet konaklamak zorunda kalan uzaylı ile yerel halkın arasında da kahkaha dolu bir macera başlar. Uzaylının inişiyle birlikte Amerika da tepkisiz kalmaz ve beş bin nüfuslu beldeye savaş açar. Artık işler iyice karışacaktır...
BKM'nin yapımcılığında hayata geçen Kolonya Cumhuriyeti, Dedemin Fişi, Çarşı Pazar sinema filmlerinin senaristi olarak tanınan Murat Kepez'in de ilk uzun metraj sinema filmi. Komedi türündeki yerli filmde Çağlar Çorumlu, Uğur Bilgin, Mahir İpek gibi isimler yer alıyor.

DİNLEMELİ/ KAİNAT  SUSTU

Alternatif müziğin Türkiye'deki en önemli temsilcilerinden Can Bonomo, iki yıl aradan sonra yayınladığı dördüncü albümü “Kâinat Sustu”yu dinleyicilerinin beğenisine sundu. Tüm albümlerinde olduğu gibi bu albümünde de Can Saban ve Ali Rıza Şahenk ile beraber çalışan ve kayıtları Ali Rıza Şahenk'e ait olan The FatLab isimli stüdyoda tamamlayan Can Bonomo, albümündeki 10 şarkıdan 8 tanesinin söz ve müziğinin sahibi. Sanatçı albümünde müziği Fikret Kızılok ve sözleri Ahmet Arif'e ait olan “Vurulmuşum” isimli şarkıyı yeniden yorumladı.

 

 



Yazarın Tüm Yazıları
GÜÇ(LÜK)LERİMİZ… 17 Ekim 2017, Salı
'SEV' Kİ 'SEVGİ' GÖR 10 Ekim 2017, Salı
ÖYLE MİYİZ? 3 Ekim 2017, Salı
OLMAZSA OLMAZ 26 Eylül 2017, Salı
GEÇ BUNLARI 19 Eylül 2017, Salı
KİM OLUYORUZ? 12 Eylül 2017, Salı
HOŞGÖR SEN 29 Ağustos 2017, Salı
NE GEREĞİ VAR? 15 Ağustos 2017, Salı
YÜK ETME AFFET 25 Temmuz 2017, Salı
BEKLENTİSİZ OLUR MU? 18 Temmuz 2017, Salı
BİR VİCDANIMIZ VARDI 11 Temmuz 2017, Salı
NEYİ ARIYORUZ? 4 Temmuz 2017, Salı
ADAM GİBİ DEĞİL İNSAN GİBİ 20 Haziran 2017, Salı
KUŞLAR UÇAR, SEN SAMİMİYETİ HATIRLA 13 Haziran 2017, Salı
BEŞİKTAŞK 6 Haziran 2017, Salı
FARKINDA MISIN? 30 Mayıs 2017, Salı
BİLEN SÖYLESİN 23 Mayıs 2017, Salı
İNAN ÇOK ZOR DEĞİL 16 Mayıs 2017, Salı
BUGÜNE BAK 9 Mayıs 2017, Salı
NE TARAFTASIN? 2 Mayıs 2017, Salı
NE BU ŞİDDET, BU CELÂL? 25 Nisan 2017, Salı
UMUT İNSANDA 18 Nisan 2017, Salı
DEĞİŞEN ZAMAN DÖNÜŞEN İNSAN 11 Nisan 2017, Salı
SOR BAKALIM NİYE TÜKETİYORUZ? 28 Mart 2017, Salı
NEREYE VARACAK BU İŞİN SONU? 21 Mart 2017, Salı
KİM BİLİR? 14 Mart 2017, Salı
'KADIN KADINDIR ÇİÇEK BABANDIR!' 7 Mart 2017, Salı
KALMAK DA GİTMEK DE KAÇ KERE ZORDU? 28 Şubat 2017, Salı
KADER DİYEMEZSİN SEN KENDİN ETTİN 21 Şubat 2017, Salı
14 ŞUBAT YAZISI DEĞİLDİR! 14 Şubat 2017, Salı
KARAR VERMEK MECBUREN 7 Şubat 2017, Salı
DOSTLAR ALIŞVERİŞTE GÖRSÜN 31 Ocak 2017, Salı
İYİ MİDİR İNSAN OLMAK? 24 Ocak 2017, Salı
KAZANMAK MI? KAYBETMEK Mİ? 17 Ocak 2017, Salı
ÖTEKİ KİM? 10 Ocak 2017, Salı
MAZİYE BİR BAKIVER 27 Aralık 2016, Salı
ZOR GÜNLER VE UMUT ÜZERİNE 20 Aralık 2016, Salı
‘KADINLAR İNSANDIR BİZ İNSANOĞLU’ 13 Aralık 2016, Salı
VEFA NEYDİ? 6 Aralık 2016, Salı
NE KADAR MUTLUYUZ? 29 Kasım 2016, Salı
KONUŞUYORUZ DİNLEMEDEN 22 Kasım 2016, Salı
BİZ BÜYÜDÜK VE KİRLENDİ DÜNYA 15 Kasım 2016, Salı
OKUMUYORUM,OKUMUYORSUN,OKUMUYORLAR 8 Kasım 2016, Salı
GİT, GİDEBİLİRSEN... 1 Kasım 2016, Salı
‘BAK BEYİM SANA İKİ ÇİFT LAFIM VAR’ 25 Ekim 2016, Salı