18 Ekim 2017, Çarşamba

UMUT İNSANDA

18 Nisan 2017, Salı

     


Serkan SELİNGİL

Umut etmek… İnsanın en zayıf yanı ve en güçlü duygusudur. Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen yaşama tutunma çabasıdır. Beklemektir umut. İnsan umudunu diri tuttukça yaşar. Yarının çok güzel olacağını düşünmektir. Yarından çok şey beklemektir. İnanmak değildir bence. Sadece beklemektir. Önemli olan ne beklediğin ya da beklediğin şeyin gerçekleşebilecek olması değildir. Önemli olan bekleyecek bir şeyin olmasıdır. Umudu umut yapan tek özelliktir bu. Şartlar ne olursa olsun hayatta kalabilmek için yapılması gereklidir.

Bazen insanın en büyük düşmanı olabilen duygudur. Olmayacak, geri dönmeyecek şeyler için umut ettirir ‘Ya dönerse, ya olursa’ diye. Fakat yaşamak için ihtiyaç duyduğumuz su kadar, hava kadar muhtaç olduğumuz şeydir. Bazı zamanlar içimizde yok olduğunu hissedebiliriz, fakat nefes aldığımız sürece her zaman umut vardır. Umudu olmadan yaşayabilir mi insan? İnsanlar çok çabuk yitiriyor umutlarını. Hemen pes ediyorlar. Peki ya bunun sebebi ne? Bu cevap üzerinde günlerce aylarca hatta ve hatta yıllarca düşünmenin bir manası yok. Tek sebebi korkumuz. Arzularımızın önüne korkularımız geçiyor ve biz de buna izin veriyoruz. Hayatta bir şeyleri yapmaktan korkuyoruz, yapamamaktan da korkuyoruz. İhtimaller üzerinde durmak bile ürkütüyor bizi. Canımız yanmasın diye insanlardan kaçıyoruz. Ya yapamazsam ya olmazsa diyerek hiçbir şey yapmıyoruz. Ama böyle davranarak sadece ve sadece hayatımızı kısıtlıyoruz, sınırlandırıyoruz. Hayata mesafeler koyup duvarlar örüyoruz. Hayırları göze alamadığımız için evet diyemiyoruz. Göze alamadıklarımızın bizim hayatımızdan neleri götürdüğünün farkında bile değiliz.

Umut’un bir de hikâyesi vardır: Dört tane mum usul usul yanıyordu. Ortalık o kadar sessizdi ki, mumların konuşmalarını duyabiliyordunuz. Birinci mum dedi  ki: "Ben Barış'ım!.. Ama kimse benim yanmama yardımcı olmuyor. Sanırım yakında söneceğim." Alevi hızla azaldı ve sonunda tamamen söndü. İkinci mum:  "Ben Vefa’yım!.. Ne yazık ki artık vazgeçilmez değilim. Onun için, bundan sonra yanıp durmamın bir anlamı kalmadı." Sözlerini tamamladığında esen hafif bir rüzgâr onu tamamen söndürdü. Sırası geldiğinde üçüncü mum, hüzünlü bir sesle dedi ki: "Ben Sevgi'yim!.. Yanacak gücüm kalmadı. İnsanlar beni unuttu, değerimi anlamıyorlar. En yakınlarını sevmeyi bile unuttular."
Vefa'da daha fazla beklemeden sönüp gitti... Ansızın...! Odaya bir çocuk girdi ve üç mumun da yanmadığını gördü. "Neden yanmıyorsunuz? Sizin sonsuza kadar yanmanız gerekmiyor muydu?" dedi. Ve ardından ağlamaya başladı... o zaman dördüncü mum konuşmaya başladı: "Korkma, ben yandığım sürece öteki mumları da yeniden yakabiliriz, ben Umut'um!" Çocuk parlayan gözleriyle umut mumunu aldı ve öteki mumları birer birer yaktı.

Ne olursa olsun umutsuz yaşayamaz insan. Çünkü insan farkında olmasa bile sürekli umut etme halindedir. Benim umudum yok artık denilse bile orada, zerre kadar da olsa umut mevcuttur. Bir şeyi umut edin, düşünün. Mesela şunu yapacağım diye hayal edin ama asla “Onu yaptım, sonra ne olur." diye düşünüp sonrası hakkında hayal kurmayın, yapmanız gereken şey önce onu nasıl başaracağınıza dair plan kurmaktır ve bunun azıcık hayaliyle yaşamaktır. Başardıktan sonra istediğiniz gibi hayal kurabilirsiniz, çünkü gerçekleşecektir.

OKUMALI/KIRMIZI PAZARTESİ

Kolombiyalı büyük yazar Gabriel García Márquez'in 1981'de yayımlanan yedinci romanı Kırmızı Pazartesi, işleneceğini herkesin bildiği, engel olmak için kimsenin bir şey yapmadığı bir namus cinayetinin öyküsü. Hem Kolombiya'da, hem de yayımlandığı dünyanın dört bir yanındaki pek çok ülkede sarsıcı etkileri olmuş bir roman. Usta yazar, çocukluğunu geçirdiği kasabada yıllar önce yaşanmış bir cinayet olayını aktarıyor. Romanın kahramanı Santiago Nasar'ın öldürüleceği daha ilk satırlardan belli. Kırmızı Pazartesi, yalnızca bir cinayetin arka planını değil, bir halkın ortak davranış biçimlerinin portresini de çiziyor. Böylece, sonuna dek ilgiyle okuyacağınız bu kısa ve ölümsüz roman, bir toplumsal ruh çözümü niteliği de kazanmış oluyor.

İZLEMELİ/ HIZLI VE ÖFKELİ 8

Tüm zamanların en popüler film serisi Hızlı ve Öfkeli, dünya çapında 1 milyar dolar gişe yapan ve en büyük altıncı film olan Hızlı ve Öfkeli 7’nin ardından Hızlı ve Öfkeli 8 ile devam ediyor. Dom ve Letty balayındadır ve Brian ile Mia da emekli olmuştur. Ekibin geri kalanı temize çıkınca, dünya turu yapan ekip normal hayatlarına geri döner. Ancak, gizemli bir kadın (Oscar ödüllü Charlize Theron) Dom’u kandırarak suça ve yakınlarının ihanetine sürüklediğinde, ekip daha önce karşılaşmadığı bir sınavla yüzleşecektir.

DİNLEMELİ/BAŞKA

Sibel Sezal, Elçin Dönmez, Barış Bahçeci ve Devrim Ünay’dan oluşan 4 Vokal, ikinci stüdyo albümü “Başka/ Beş Sekiz Kış Şarkıları”nı yayınladı. Albümde beşi anonim olmak üzere toplam 8 eser dinleyicilerle buluşuyor. 4 Vokal’e davulda Riccardo Marenghi, kontrbasta M. Alper Kılıç, vurmalı çalgılarda Yasin Kayırtar ve tuşlu çalgılarda Haluk Polat eşlik ediyor. Başka’nın son parçası Yemen Türküsü’nde ise, çok sesli vokal topluluğu Ychorus’un eşliği yer alıyor. Tüm düzenlemelerin Haluk Polat’a ait olduğu albümün kayıtları We Play stüdyolarında gerçekleştirildi.

 

 

 


 

 



Yazarın Tüm Yazıları
GÜÇ(LÜK)LERİMİZ… 17 Ekim 2017, Salı
'SEV' Kİ 'SEVGİ' GÖR 10 Ekim 2017, Salı
ÖYLE MİYİZ? 3 Ekim 2017, Salı
OLMAZSA OLMAZ 26 Eylül 2017, Salı
GEÇ BUNLARI 19 Eylül 2017, Salı
KİM OLUYORUZ? 12 Eylül 2017, Salı
HOŞGÖR SEN 29 Ağustos 2017, Salı
NE GEREĞİ VAR? 15 Ağustos 2017, Salı
YÜK ETME AFFET 25 Temmuz 2017, Salı
BEKLENTİSİZ OLUR MU? 18 Temmuz 2017, Salı
BİR VİCDANIMIZ VARDI 11 Temmuz 2017, Salı
NEYİ ARIYORUZ? 4 Temmuz 2017, Salı
ADAM GİBİ DEĞİL İNSAN GİBİ 20 Haziran 2017, Salı
KUŞLAR UÇAR, SEN SAMİMİYETİ HATIRLA 13 Haziran 2017, Salı
BEŞİKTAŞK 6 Haziran 2017, Salı
FARKINDA MISIN? 30 Mayıs 2017, Salı
BİLEN SÖYLESİN 23 Mayıs 2017, Salı
İNAN ÇOK ZOR DEĞİL 16 Mayıs 2017, Salı
BUGÜNE BAK 9 Mayıs 2017, Salı
NE TARAFTASIN? 2 Mayıs 2017, Salı
NE BU ŞİDDET, BU CELÂL? 25 Nisan 2017, Salı
UMUT İNSANDA 18 Nisan 2017, Salı
DEĞİŞEN ZAMAN DÖNÜŞEN İNSAN 11 Nisan 2017, Salı
SOR BAKALIM NİYE TÜKETİYORUZ? 28 Mart 2017, Salı
NEREYE VARACAK BU İŞİN SONU? 21 Mart 2017, Salı
KİM BİLİR? 14 Mart 2017, Salı
'KADIN KADINDIR ÇİÇEK BABANDIR!' 7 Mart 2017, Salı
KALMAK DA GİTMEK DE KAÇ KERE ZORDU? 28 Şubat 2017, Salı
KADER DİYEMEZSİN SEN KENDİN ETTİN 21 Şubat 2017, Salı
14 ŞUBAT YAZISI DEĞİLDİR! 14 Şubat 2017, Salı
KARAR VERMEK MECBUREN 7 Şubat 2017, Salı
DOSTLAR ALIŞVERİŞTE GÖRSÜN 31 Ocak 2017, Salı
İYİ MİDİR İNSAN OLMAK? 24 Ocak 2017, Salı
KAZANMAK MI? KAYBETMEK Mİ? 17 Ocak 2017, Salı
ÖTEKİ KİM? 10 Ocak 2017, Salı
MAZİYE BİR BAKIVER 27 Aralık 2016, Salı
ZOR GÜNLER VE UMUT ÜZERİNE 20 Aralık 2016, Salı
‘KADINLAR İNSANDIR BİZ İNSANOĞLU’ 13 Aralık 2016, Salı
VEFA NEYDİ? 6 Aralık 2016, Salı
NE KADAR MUTLUYUZ? 29 Kasım 2016, Salı
KONUŞUYORUZ DİNLEMEDEN 22 Kasım 2016, Salı
BİZ BÜYÜDÜK VE KİRLENDİ DÜNYA 15 Kasım 2016, Salı
OKUMUYORUM,OKUMUYORSUN,OKUMUYORLAR 8 Kasım 2016, Salı
GİT, GİDEBİLİRSEN... 1 Kasım 2016, Salı
‘BAK BEYİM SANA İKİ ÇİFT LAFIM VAR’ 25 Ekim 2016, Salı