15 Aralık 2017, Cuma

KONUŞUYORUZ DİNLEMEDEN

22 Kasım 2016, Salı

     


Serkan SELİNGİL

İlk anlamlı kelime olarak anne ya da babayı söyledikten sonra başlar insanın konuşma macerası. Tabi kurduğumuz o ilk cümle sevinçle, mutlulukla karşılanır ‘yaşasın çocuğumuz konuştu’ diye.  Zaman içerisinde ailenin, çevrenin ve eğitim-öğretim kurumlarının da etkisiyle kelime dağarcığı, konuşulacak konular sürekli artar. Konuşmak, iletişim kurmak  için sahip olduğumuz  en güzel  yollardan  birisidir. Bununla beraber yararlı konuşma yapmak  zordur. Biz her konuda konuşmayı seven bir toplumuz.  Konuşacağımız konu hakkında  bilgimiz olsun yada olmasın,  söyleyecek iki kelimemiz sürekli bulunur.  Bazen de o kadar çok söyleriz ki kimseye fırsat vermeden en çok biz konuşalım isteriz. Peki ya anlamak? Karşımızdakini dinlemek?  Bu soruya gerçek anlamda cevap verebilir miyiz? Atalarımız ‘ söz gümüşse sükut altındır’ demişler. Bu sözle dinlemenin konuşmaktan daha önemli olduğunu ifade etmekle birlikte  konuşmayı da tamamen yok saymamışlar.

Konuşmak için , özelikle dinlemeyi bilmek gerekir.  Sadece kendisini dinlemeyi bilen, sadece kendi fikirlerine değer veren , kendi sesine daha çok kulak veren diğer kişilerin varlığına önem vermeyen ve hatta onları kendi kelimelerini  yansıtmak için birer araç olarak kullanan kişi sağlam bir ilişki kuramaz. İnsanlar arasındaki iletişimi sağlıklı bir şekilde kuvvetlendirmenin başlangıcıdır dinlemek. Gerçek anlamda dinleyen kişi  karşısındakini anlıyor.

Peki bu kadar basit olduğu halde birbirimizi  neden dinlemiyoruz?  Evde anne babadan , baba anneden,  çocuk ikisinden şikayetçi. İşyerinde, okulda;  öğretmen, işveren- öğrenciden,çalışandan,  öğrenci-çalışan;  öğretmenden,işvereninden şikayetçi. Bu örnekler daha da çoğaltılabilir tabi.

Dinlemiyoruz.  Acelemiz mi var?  Sabrımız mı yok? Her şeyi en iyi biz mi biliyoruz?  Belki de dinliyoruz ama anlamıyoruz. Kendi duygu ve düşüncelerimizden o kadar çok kopamıyoruz ki karşı tarafı dinleyemiyoruz.  Karşımızdakiyle  bir konu üzerine konuşurken söyleyeceklerimiz bittikten sonra  kendimizin haklı olduğunu öne çıkarmak için içimizde kurgular kurup  karşımızdakini dinlemeden bir sonraki hamleyi planlıyoruz.

Dinlemeyi bilmiyoruz, insanları dinlemenin önemini anlamış değiliz. Karşımızdakinin de demek istediğini bildiğimizi varsayıyoruz.  Dinlerken söylediklerini  kendi bildiklerimize benzetip  kendi değer yargılarımıza göre şekillendiriyoruz.  Dinlemeyi öğrenmemiz gerekiyor. Karşımızdakini dikkate aldığımızı göstermeyi sağlar bu.  Birbirimizi dinlemez isek  evlilikte, sevgide, aile, arkadaş ilişkilerinde,  okulda,  iş yaşamında ilişkiler gelişme potansiyelini kaybeder.  İlişki  gelişmeyince ilişki içindeki insanlarda gelişmez.  Unutmamamız  gereken temel mesele ise şu ;  bizden farklı düşünen birini dinlemek ve anlamaya çalışmak onun söylediklerini kabul ediyor olduğumuz anlamına gelmez.

OKUMALI/KAFAMDA BİR TUHAFLIK

Kafamda Bir Tuhaflık hem bir aşk hikâyesi hem de modern bir destan. Orhan Pamuk'un üzerinde altı yıl çalıştığı roman, Bozacı Mevlüt ile üç yıl aşk mektupları yazdığı sevgilisinin İstanbul'daki hayatlarını hikâye ediyor. 1969 ile 2012 arasında, kırk yılı aşkın bir süre Mevlüt, İstanbul sokaklarında yoğurtçuluk, pilavcılık, otopark bekçiliği gibi pek çok iş yapar. Bir yandan sokakların çeşit çeşit insanla dolmasını, şehrin büyük bölümünün yıkılıp yeniden inşa edilmesini, Anadolu'dan gelip zengin olanları izler; diğer yandan ülkenin içinden geçtiği dönüşümlere, siyasi çatışmalara, darbelere tanık olur. Onu başkalarından farklı kılan şeyin, kafasındaki tuhaflığın kaynağını hep merak eder. Ama kış akşamları boza satmaktan ve sevgilisinin aslında kim olduğunu düşünmekten hiç vazgeçmez. 
Aşkta insanın niyeti mi daha önemlidir, kısmeti mi? Mutluluk veya mutsuzluğumuz bizim seçimlerimize mi bağlıdır, yoksa bizim dışımızda mı gelişip başımıza gelirler? Kafamda Bir Tuhaflık bu sorulara cevap ararken aile hayatıyla şehir hayatının çatışmasını, kadınların ev içlerindeki öfke ve çaresizliklerini resmediyor.

İZLEMELİ/ ÖLÜM ALFABESİ:KÖTÜLÜĞÜN BAŞLANGICI

2014’ün hit filmi Ölüm Alfabesi’nin devamı olan Ölüm Alfabesi: Kötülüğün Başlangıcı, izleyenleri yeni korkunç bir hikayeyle bir kez daha ruh çağırma tahtasının etkisi altına alıyor. 1965 yılında Los Angeles’ta yaşayan bekar bir anne ve iki kızı kötü bir ruhu istemeden evlerine kabul eder. Küçük kızın bu kötü ruh tarafından esir alınmasıyla, onu kurtarmak ve kötü ruhu geri göndermek için aile görülmemiş korkularla yüzleşecektir.

GÖRMELİ/ BERGAMA- ALLİANOİ

1998 yılında Bergama'nın 18 km kuzeydoğusunda Paşa Ilıcasıolarak anılan merkezde bugüne kadar bilinmeyen yeni bir kült (tedavi) merkezi ortaya çıkarıldı. Ancak problem şu; bu kült merkezi, yapımına 1993 yılında başlanan Yortanlı Barajı'nın su toplama alanı içinde kalıyor. Ortaya çıkarılan yeni kült merkezi, sağlık tanrısı Asklepios'a adanmış yeni bir Asklepion'dur. Barajın su tutma işlemi başladığında Allianoi 17 metre su altında kalacak ve zamanla üzeri metrelerce çamur ve balçık ile kaplanacak. Allionai Gönüllüleri adlı bir girişim bu önemli tarih mirasının kurtuluşu için bir alternatif proje öneriyor. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Yazarın Tüm Yazıları
DEĞER Mİ HİÇ? 12 Aralık 2017, Salı
ENGEL (SİZSİNİZ) 5 Aralık 2017, Salı
KAZANMAK İÇİN VAZGEÇMEK 28 Kasım 2017, Salı
BEKLENEN BEKLENDİĞİ AN GELMEZ 21 Kasım 2017, Salı
Başkaları başkalarıdır, sen kendin ol 14 Kasım 2017, Salı
SEN OLSAN NE YAPARSIN? 7 Kasım 2017, Salı
PİŞMAN MISIN? 31 Ekim 2017, Salı
İZ BIRAKANLAR 24 Ekim 2017, Salı
GÜÇ(LÜK)LERİMİZ… 17 Ekim 2017, Salı
'SEV' Kİ 'SEVGİ' GÖR 10 Ekim 2017, Salı
ÖYLE MİYİZ? 3 Ekim 2017, Salı
OLMAZSA OLMAZ 26 Eylül 2017, Salı
GEÇ BUNLARI 19 Eylül 2017, Salı
KİM OLUYORUZ? 12 Eylül 2017, Salı
HOŞGÖR SEN 29 Ağustos 2017, Salı
NE GEREĞİ VAR? 15 Ağustos 2017, Salı
YÜK ETME AFFET 25 Temmuz 2017, Salı
BEKLENTİSİZ OLUR MU? 18 Temmuz 2017, Salı
BİR VİCDANIMIZ VARDI 11 Temmuz 2017, Salı
NEYİ ARIYORUZ? 4 Temmuz 2017, Salı
ADAM GİBİ DEĞİL İNSAN GİBİ 20 Haziran 2017, Salı
KUŞLAR UÇAR, SEN SAMİMİYETİ HATIRLA 13 Haziran 2017, Salı
BEŞİKTAŞK 6 Haziran 2017, Salı
FARKINDA MISIN? 30 Mayıs 2017, Salı
BİLEN SÖYLESİN 23 Mayıs 2017, Salı
İNAN ÇOK ZOR DEĞİL 16 Mayıs 2017, Salı
BUGÜNE BAK 9 Mayıs 2017, Salı
NE TARAFTASIN? 2 Mayıs 2017, Salı
NE BU ŞİDDET, BU CELÂL? 25 Nisan 2017, Salı
UMUT İNSANDA 18 Nisan 2017, Salı
DEĞİŞEN ZAMAN DÖNÜŞEN İNSAN 11 Nisan 2017, Salı
SOR BAKALIM NİYE TÜKETİYORUZ? 28 Mart 2017, Salı
NEREYE VARACAK BU İŞİN SONU? 21 Mart 2017, Salı
KİM BİLİR? 14 Mart 2017, Salı
'KADIN KADINDIR ÇİÇEK BABANDIR!' 7 Mart 2017, Salı
KALMAK DA GİTMEK DE KAÇ KERE ZORDU? 28 Şubat 2017, Salı
KADER DİYEMEZSİN SEN KENDİN ETTİN 21 Şubat 2017, Salı
14 ŞUBAT YAZISI DEĞİLDİR! 14 Şubat 2017, Salı
KARAR VERMEK MECBUREN 7 Şubat 2017, Salı
DOSTLAR ALIŞVERİŞTE GÖRSÜN 31 Ocak 2017, Salı
İYİ MİDİR İNSAN OLMAK? 24 Ocak 2017, Salı
KAZANMAK MI? KAYBETMEK Mİ? 17 Ocak 2017, Salı
ÖTEKİ KİM? 10 Ocak 2017, Salı
MAZİYE BİR BAKIVER 27 Aralık 2016, Salı
ZOR GÜNLER VE UMUT ÜZERİNE 20 Aralık 2016, Salı
‘KADINLAR İNSANDIR BİZ İNSANOĞLU’ 13 Aralık 2016, Salı
VEFA NEYDİ? 6 Aralık 2016, Salı
NE KADAR MUTLUYUZ? 29 Kasım 2016, Salı
KONUŞUYORUZ DİNLEMEDEN 22 Kasım 2016, Salı
BİZ BÜYÜDÜK VE KİRLENDİ DÜNYA 15 Kasım 2016, Salı
OKUMUYORUM,OKUMUYORSUN,OKUMUYORLAR 8 Kasım 2016, Salı
GİT, GİDEBİLİRSEN... 1 Kasım 2016, Salı
‘BAK BEYİM SANA İKİ ÇİFT LAFIM VAR’ 25 Ekim 2016, Salı