22 Kasım 2017, Çarşamba

SINAV KAYGISI

9 Mart 2017, Perşembe

     


Tuncay TÜRKMEN

Sınav kaygısı, temelinde bireylerin başarısız olma korkusu nedeniyle yaşamış oldukları kaygı belirtilerinin tamamıdır. Bu belirtiler sınav esnasında tavan yapsa da, kişi üzerindeki etkisi sınav öncesinde ve sonrasında dahi belirgin biçimde kendini gösterebilir. Hatta bazen sınavı hatırlatan, tetikleyici durumlar bile olabilir.

''Çalıştığım halde bildiğim her şeyi unutuyorum. Ne yapacağım bilmiyorum?'', “Başaramayacağım.'', ''Daha çok çalışmalıydım.” , ''Midem bulanıyor, çok terliyorum. Hiçbir şey yapamayacağım.''........gibi kaygı cümlelerini sınava giren birçok kişiden duymuşuzdur. Bir bireyde herhangi bir sınav için hiç kaygı olmaması beklenmez. Aslında belli seviyedeki kaygı, kendini zorluklara hazırlamak ve hayata adapte etme görevinden dolayı istenen bir durumdur. Ancak her şeyin fazlasında olduğu gibi,  gerekenden fazlası performansı düşürmesinin yanında, birey için çaresizlik ve sıkıntı verici bir sürecin de başlangıcıdır. Özellikle de çocukluk ve ergenlik dönemlerindeki bireylerde bu durumsal kaygının sağlıklı atlatılması açısından, fark edilmesi ve doğru tanımlanması önemlidir.

Sınav kaygısının belirtileri fiziksel, duygusal ve bilişsel şekillerde görülür. Fiziksel belirtiler kalp çarpıntısı, titreme, baş ağrısı, mide bulantısı, kaslarda gerilme gibidir. Bunların yanında daha pek çok yakınmayla fiziksel semptomlarını, kişi tarif eder. Ancak bunlar kişiden kişiye farklılık gösterir, hatta bazı bireylerde hiç yaşanmaz. Duygusal ve bilişsel açıdan ise kişiler, huzursuzluk, endişe,  konsantrasyon (yoğunlaşma) kaybı, unutkanlık, dikkatsizlik gibi durumlar yaşayabilir.

Tüm bu belirtiler genellikle sınav esnasında maksimuma ulaşarak, etkisi doğrudan sınava yansır. Kişi sınav sorularını okuma ve anlama güçlüğü yaşar. Bunu da aynı soruyu birkaç kez okuyarak aşmaya çalışır ve özellikle zamanla yarışılan sınavlarda, sürenin bu şekilde kullanılması bireyin dikkatini dağıtarak performansını olumsuz yönde etkiler. Ayrıca kaygısı yoğun olan kişiler düşüncelerini organize etmede, kavram ve sözcüklerin hatırlanmasında da zorluk yaşarlar. Bu durum kaygılı kişinin bilişsel süreçlerinin sınava değil, daha çok sınavla ilgili olumsuz çağrışımlara odak olmasının bir sonucudur. Bu yüzden de yüksek kaygılı kişilerden sınav sırasında hatırlayamadıkları bilgiyi, sınav bittikten sonra hatırladıklarını duyarız. Sonuçta, zihinsel olarak yaşanan bu ''ketlenmeler'' yeterli hazırlık yapılmış olunsa bile sınavda başarısızlığa neden olur.

Aslında, kaygı yaratan olay sınav değil, sınava yüklenen anlamdır. Bu anlam, her birey için farklılıklar gösteren değişkenlerle şekil bulur. Kişisel özellikler, daha önceki deneyimler, ailelerin beklentileri, çalışma becerilerindeki eksiklikler, sosyoekonomik koşullar ve daha pek çok değişken bir araya gelerek kişilerin zihninde farklı bir ''sınav şeması'' oluşturur. Bu şemanın yanlış ve işlevsel olmayan fikir ve inançlarla kurulması ve sürekli desteklenmesi, sınavın tehdit gibi algılanmasına yol açar. Sonuç olarak, kişi sınav esnasında ya da sınavı hatırladığında hızla olumsuz düşünceler ve imgeler zihninde belirir. Aklından ''Süreyi yetiştiremiyorum!..'', ''Yine başarısız olacağım!..'' gibi olumsuz otomatik düşünceler geçen kişi, neredeyse eş zamanlı gibi algılanan fiziksel ve bilişsel semptomlar vermeye başlar. Böylece başarısızlıkla sonuçlanacak bir kısır döngünün içine girer. Sınav kaygısını çözerken, bir uzmanla girilecek işbirliği, bu döngünün oluşumu ve kırılması noktasında danışanlara farkındalık kazandırmayı hedefler. Kişinin otomatik düşüncelerini bulması, yerine işlevsel alternatif düşünceler oluşturabilmesi şeklinde süreç devam eder.

Tuncay TÜRKMEN / PSİKOLOJİK DANIŞMAN



Yazarın Tüm Yazıları
HOŞGELDİN YKS 20 Ekim 2017, Cuma
BİR HAFTA BİTTİ BİLE… 28 Eylül 2017, Perşembe
2017 TEOG NAKİL SÜRECİ 15 Ağustos 2017, Salı
BİZ ESKİDEN BÖYLE MİYDİK? 6 Temmuz 2017, Perşembe
DEĞİŞİM SİZİN İÇİN Mİ, KARŞI İÇİN Mİ? 1 Haziran 2017, Perşembe
ÇOCUĞUNUZ TV’DE NELERE ŞAHİT OLUYOR? 18 Mayıs 2017, Perşembe
3-6 YAŞ ÇOCUĞU; EBEVEYNLERİN İLETİŞİM KURMASI 11 Mayıs 2017, Perşembe
MUTLULUK 4 Mayıs 2017, Perşembe
EVLİLİK VE GERÇEKÇİ OLMAYAN BEKLENTİLER 13 Nisan 2017, Perşembe
DERS ÇALIŞMA VE MOTİVASYON 7 Nisan 2017, Cuma
HANGİ GRUPTASINIZ? 27 Mart 2017, Pazartesi
SINAV KAYGISI 9 Mart 2017, Perşembe
DİSLEKSİ NEDİR? 4 Mart 2017, Cumartesi
YAŞA GÖRE OYUNCAK 18 Şubat 2017, Cumartesi
ÇOCUKLAR VE ANNE – BABA TUTUMLARI 11 Şubat 2017, Cumartesi
2017 ÜNİVERSİTE SINAVI DEĞİŞİKLİKLERİ 13 Ocak 2017, Cuma
STRES VE AİLE 6 Ocak 2017, Cuma
YENİ BİR YIL, YENİ UMUTLAR 30 Aralık 2016, Cuma
ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK 22 Aralık 2016, Perşembe
ÇOCUK VE DİSİPLİN 9 Aralık 2016, Cuma
PSİKOLOJİK SORUNLARDA İLAÇ KULLANIMI 1 Aralık 2016, Perşembe
BOŞANMA VE ÇOCUK 17 Kasım 2016, Perşembe
"HAYIR" DEMEK İSTİYORUM 11 Kasım 2016, Cuma
İNATÇILIK 3 Kasım 2016, Perşembe
OYUN TERAPİSİ 20 Ekim 2016, Perşembe
KARDEŞ KISKANÇLIĞI 6 Ekim 2016, Perşembe
KADINLARDA DEPRESYON 29 Eylül 2016, Perşembe
EĞİTİMDE BAŞARI 22 Eylül 2016, Perşembe
OKUL OLGUNLUĞU NEDİR? 2 Eylül 2016, Cuma
BEBEK UYKU EĞİTİMİ 22 Ağustos 2016, Pazartesi
BAKIŞ AÇIMIZ 11 Ağustos 2016, Perşembe
ÜNİVERSİTE TERCİHİ – 1 28 Temmuz 2016, Perşembe
ÜNİVERSİTE TERCİHİ 23 Temmuz 2016, Cumartesi
ÜNİVERSİTE TERCİH YÖNTEMİ 15 Temmuz 2016, Cuma
TEOG TERCİHİ 8 Temmuz 2016, Cuma
RAMAZAN BAYRAMI 30 Haziran 2016, Perşembe
KARNE VE TATİL 23 Haziran 2016, Perşembe
ÇOCUĞUN GELİŞİM DÜZEYİNİ TESPİT ETME 16 Haziran 2016, Perşembe
GELİŞİM 9 Haziran 2016, Perşembe
TUVALET EĞİTİMİ SEZONU BAŞLASIN 2 Haziran 2016, Perşembe
SAYGI 27 Mayıs 2016, Cuma
BABA SEVGİSİ 19 Mayıs 2016, Perşembe
ANNE, PARKA GİDELİM 5 Mayıs 2016, Perşembe
ERGENİM, MERKEZ BENİM 29 Nisan 2016, Cuma
ÇOCUKLARDA VE ERGENLERDE BİLGİSAYAR VE İNTERNET BAĞIMLILIĞI 21 Nisan 2016, Perşembe