131019098
29 Ocak 2022, Cumartesi

ALTMIŞ YIL ÖNCESİNDE OLAĞAN BİR GÜN

8 Ocak 2022, Cumartesi

     


CEVAT YILDIRIM

                Güzelhisar 1320 yılndan 1864 yılına dek bir kaza merkeziydi. Kasabayı bir kadı yönetirdi. Kadı, idarenin, yargının, ekonominin, sosyal yaşamın sorumlusuydu. Kendisine naip, subaşı, kethüda, yeniçeri subayı gibi görevliler yardım ederdi. Anlattığım idare 1864 yılında sona erdi. Güzelhisar o tarihten 1879 yılına dek Karaca Foça’ya bağlı bir nahiye oldu. 1879 yılından sonra da Menemen ilçesinin bir köyü olarak coğrafyada yer aldı.

                Günümüzde Güzelhisar, Aliağa ilçesinin bir mahallesi sayıldı. Bu birimde acaba eskiden hayat nasıldı? Halkın çoğunluğu tütün tarımı ile uğraşırdı. Tabii ki kavun karpuz, susam, sebze ekimi olsa da her ailenin yaptığı işler değildi. Tütünün yapraklarında mahalli olarak “zifir” adı verilen bir katran çıkardı. Bu madde giyeceklere ve ellere yapışırdı. Giysileri yıkamak için bu dönemde olduğu gibi çamaşır makineleri bulunmazdı. Köyün içinde çamaşırhane, hamam, suyu güzel olan çeşme ve kaynak yoktu. Yapılan işler nedeniyle kireci az olan veya hiç kireç barındırmayan su olan yerlere gitmek gerekirdi. Bunlar da köy dışındaydı. Çamlıkta bulunan Recep kuyusu, Damlaca, Ümmiye deresi denilen yerlere gidilirdi. Damlaca yerinin yolu kötüydü. Eşekler küfelere doldurulan çamaşırları taşır, fakat kayalık yoldan zor inerdi. Ben hayvanı yularından çekerken, babam küfeleri tutar eşeğin sağlıkla aşağıya inmesine yardım ederdi. Ovadan köye çıkamayanlar, çay ve derelerde çamaşırlarını yıkardı.  

                On yaşlarındaydım. Eşeğimize içleri çamaşır dolu küfeleri yükledik. En üste de su ısıttığımız kazanı urgan (kalın ip) ile sıkıca bağladık. Bir müddet düz yoldan gittik. Damlaca adı verdiğimiz yer bir derenin içinde ve kayaların altındaydı. Yukarılardan gelen su kayalık içinden damlayıp aşağıdaki havuza akardı. Senelerce sonra bu güzel havuzu defineciler altın arama bahanesiyle bozmuşlardı. Tarih olan bu havuza kim para koyacaktı. Köylüde para olsaydı buraya rahat inilir bir yol yaptırırdı. Küfeler üzerindeki kazanın kulpları aşağı inerken kazana çarpıp değişik bir ses çıkarırdı. Dalmışım kazandan gelen sesin temposuna uyup, karşılardaki çam ağaçlarının ulu görünümüne bakarak yürürken yuvarlak bir taşın üstüne basmışım. Sendeledim, çabuk toparlandım. Dereye yuvarlanmama ramak kaldı.  Eşeği çekerek, dikkat ederek nihayet havuzun beş-on metre yakına indik. 

                Küfeleri hayvanın semerinden aşağı aldık. Annem zorlansa da aşağı inmişti. Babam eski ocakların birisinin külünü ve odun kalıntılarını temizledi. Çalı çırpı ve orada bulunan birkaç odunla ateşi tutuşturdu. Kazanı üstüne oturttuk. Ben havuzdan bir kova su çekip, kazanın içine attım. Su çekmeyi sürdürürken annem elimden kovayı alıp kazanı doldurdu. Ateş iyice yanınca dereden aşağıya babamla odun toplamaya gittik. Derenin suyu az olan bir yerden geçerken derenin üst kısmından köpeğe benzer bir hayvan çıkıp önümüze durmaz mı?  O derede yaşayan bir porsukmuş. Sanki bize siz nereden geldiz der gibi ayağa kalktı. Babam suya vurarak hayvancağızı kaçırdı.  Yüksek çamların dibinde kırılmış kuru dalların birini babam tahra ile seksen santim uzunluğunda bölerken, ben de bir sepetin içine yerde dağılmış kozalaklardan topladım. Babam kestiği kuru odunları iple bağlayıp, omuzuna aldı. Ben de sepeti koluma takıp yola koyulduk. Babam ocağa getirdiğimiz odunlardan birkaç tane koyarak ateşi canlandırdı. Çamların uğultusu, üzerlerindeki kuş sesleri, derenin şırıltısı hepsi birden bize çok sesli senfoni gibi geldi

.    Biraz sonra İbrahim amcalar ve oğlu Şahin de geldi. Onlar da babamın yaptığı gibi taşlarla yeni bir ocak kurdular. Babası Şahin’i odun toplamaya götürmedi. Dereden yabani incir ağaçlarından birer sopa kestik. Sonra çakılarımızla çaprazvarı yol açarak incir dalının bir kısmından soymuk çıkardık. Annem görmeden sopaları ateşin içine soktuk. Beyaz olan kısımlar ateşin isiyle karardı. Daha sonra kalan kabukları da soyunca birer motifli sopamız oldu. Bu sopaları at yaparak çevrede dolaştık. Annem seslenip benden kelteri (küçük küfe) getirmemi istedi. Koşup ilettim. Önce sabundan geçen beyaz çamaşırları kelterin içine yerleştirdi.  Çarşafı gergin tuttum. Annem de üzerine temiz meşe külü koydu. Üstüne de kova ile sıcak su döktü. O yıllarda deterjan yoktu. Ya da biz bilmiyor ve alamıyorduk. Bu işlemde küllü su çamaşırları beyaz kar gibi yaptığını gördüm. Bunun adına mahalli olarak boğata denirmiş. Şahin’in annesi annemin işi bitince bizim kelteri istedi.

 Öğleyin köyden getirilen bulgur pilavı ve marul salatasına kaşık salladık. Ne kadar lezzetliydi. Komşular da fava ve sıcak ekmek getirmişler. Biz onlara pilav verdik, onlar da sıcak köy ekmeği ve bir tadımlık fava verdiler. Ben yemekten kalkınca kazanın suyu soğumasın diye birkaç odun alıp kazanın altına atıverdim. Şahin ile oyuna başlamadan önce onun babası cebinden eski bir gazete çıkardı. Okumadan babama verdi. Büyük yazıyla şeker, kahve yine zamlandı diye yazıyordu.. Babama zam ne demek diye sordum. “Aldığımız metaların fiyatının artması” dedi. Şu günlerde zam yerine fiyat ayarlaması deseler de aynı kapıya çıkmaz mı? 

Çamaşır yıkanması bitti. Annem kuru çamaşırlarla yaşları ayırıp küfelere yerleştirdi.. Kazanı alıp ateşi  söndürdük.. Annem kazanın karasını külle ovalayıp temizledi. Eşeğimize sabah geldiğimiz gibi küfeleri yükleyip köy yolunu tuttuk. Annem yaş çamaşırları tele mandallayıp astı. Gün akşam oldu. Karanlık bastı.

Çocukluluğumda bir günü anlatırken günümüzde marketlerde fiyatların yükseldiğini görünce aklımdan neler geçmedi ki. Acaba tekrar küllü su ile mi çamaşırları ağartsak? Hani babam, hani annem? Biz dede olduk. Neler değişti o günlerden bu günlere siz deyiverin. Siz doğruyu söylerseniz belki sevinirim.   

NOT: Bu yazımın bir benzeri “Güzelhisar- Aliağa Çevresiyle Birlikte” kitabımın birinci baskısı sayfa 294’de, Üçüncü baskının 337.inci sayfasında var. Meraklı olanlar bu kitapta öykü gibi birçok yaşantı bulabilir. Sağlıklı yıllar.



Yazarın Tüm Yazıları
GÜZELHİSAR’DA HAMAMLAR 22 Ocak 2022, Cumartesi
TÜRKLERDE HAMAM 20 Ocak 2022, Perşembe
ALTMIŞ YIL ÖNCESİNDE OLAĞAN BİR GÜN 8 Ocak 2022, Cumartesi
BİR KÖY ÖĞRETMENİNİN ANILARI 9 Kasım 2021, Salı
TÜRK DİLİ MİLLETİN KALBİDİR, ZİHNİDİR 27 Eylül 2021, Pazartesi
KURTULUŞA DOĞRU 26 Ağustos 2021, Perşembe
EGE’DE BÜYÜK TAARRUZ ÖNCESİ VE SONRASI 25 Ağustos 2021, Çarşamba
GÜZELHİSAR-I MENEMEN 1 Temmuz 2021, Perşembe
İSTANBUL- SAMSUN YOLU İSTİKLAL YOLUDUR 19 Mayıs 2021, Çarşamba
MART AYI DERT AYI 4 Mart 2021, Perşembe
GÜZELHİSAR ÇAYINDA GELENEKSEL BALIKÇILIK 9 Aralık 2020, Çarşamba
BİR KIYI KENTÇİĞİNİN KURTULUŞU 12 Eylül 2020, Cumartesi
YİRMİ ALTI AĞUSTOS’TAN OTUZ AĞUSTOS’A 26 Ağustos 2020, Çarşamba
ANADOLU’YU VE ÜLKESİNİ ÇOK SEVEN BİR ADAM 10 Ağustos 2020, Pazartesi
DENİZ KELİMESİ TÜRKÇE MİDİR? 1 Temmuz 2020, Çarşamba
19 MAYIS’I ASLA UNUTMA 19 Mayıs 2020, Salı
ANA SEVGİSİ 8 Mayıs 2020, Cuma
SALGIN HASTALIKLAR 6 Nisan 2020, Pazartesi
RADYO 13 Şubat 2020, Perşembe
HER YENİ BİR UMUT OLUR MU? 10 Ocak 2020, Cuma
MİS GİBİ GÜZEL İŞLER 21 Aralık 2019, Cumartesi
ŞU KARŞIKİ DAĞ DUMANLI DAĞ 10 Ekim 2019, Perşembe
BAĞIMSIZLIK SAVAŞIMIZIN YAPILDIĞI TOPRAKLARDAN SİZLERE SELAM GETİRDİM 12 Eylül 2019, Perşembe
MERHABA YEŞİL 3 Temmuz 2019, Çarşamba
MÜZELER HAFTASI GEÇİP GİDERKEN 25 Mayıs 2019, Cumartesi
ANAYASALAR VE EĞİTİM 11 Nisan 2019, Perşembe
UFAK TEFEK ŞEYLER 19 Şubat 2019, Salı
KENTLER HUZUR VEREN OTURMA YERLERİ OLMALI 1 Şubat 2019, Cuma
TAKVİMLERDEN YAPRAKLAR 22 Ocak 2019, Salı
YAREN DAĞI’NIN TEPESİNE ÇIKIP BAĞIRSAM MI? 13 Aralık 2018, Perşembe
TÜRK HARF DEVRİMİ VE MİLLET MEKTEPLERİNİN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI 26 Kasım 2018, Pazartesi
TÜRKİYE’DE DEĞİŞİM CUMHURİYETLE BAŞLADI 1 Kasım 2018, Perşembe
CUMHURİYET BAYRAMI ANILARI 31 Ekim 2018, Çarşamba
DENİZ, DENİZ AKDENİZ 13 Eylül 2018, Perşembe
ANALAR VE ANA SEVGİSİ 14 Mayıs 2018, Pazartesi
KÖY ENSTİTÜLERİ 14 Nisan 2018, Cumartesi
SEKSEN DÖRT YIL ÖNCEYDİ- ALİAĞALILAR MUSTAFA KEMAL’İ GÖRDÜ 13 Nisan 2018, Cuma
SU NİMETTİR 22 Mart 2018, Perşembe
KADIN VE ÇOCUK 7 Mart 2018, Çarşamba
EĞİTİM VE ÖĞRETİM BİRLİĞİ 1 Mart 2018, Perşembe
KIRMIZI ŞERİTLİ MADALYALAR VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ 5 Şubat 2018, Pazartesi
UYGARLIK VE KADIN 5 Aralık 2017, Salı
EYLÜL AYINI SEVMEYEN VAR MI? 14 Eylül 2017, Perşembe
BU VATAN TÜRK MİLLETİNİNDİR 31 Ağustos 2017, Perşembe
ZEYTİNLERE DOKUNMAYIN EFENDİLER 21 Ağustos 2017, Pazartesi
YURDUMUN SINIRLARI NASIL ÇİZİLDİ 24 Temmuz 2017, Pazartesi
DENİZCİLİK BAYRAMI 28 Haziran 2017, Çarşamba
HER AYIN ÜÇÜNCÜ HAFTASINDA MÜZELER ÜCRETSİZ OLSUN 1 Haziran 2017, Perşembe
CUMHURİYETE GİDEN YOLUN BAŞI ONDOKUZ MAYIS 19 Mayıs 2017, Cuma
ANA OLMAK 13 Mayıs 2017, Cumartesi
HERKESİN HIZIRI İLYASI FARKLI 5 Mayıs 2017, Cuma
SEVİLEN AY MAYIS 1 Mayıs 2017, Pazartesi
ÇEŞMELER 29 Mart 2017, Çarşamba
DENİZKIZLARI- DENİZİN KADINLARI 16 Mart 2017, Perşembe
DOKUZLARDAN-ONÜÇLERE 15 Şubat 2017, Çarşamba
SARSILMAK, SALLANMAK, KORKMAK 9 Şubat 2017, Perşembe
TAŞMAK COŞMAK VE KONTROL 1 Şubat 2017, Çarşamba
HER BELDEYE BİR ABDURRAHMAN 10 Ocak 2017, Salı
GİT GEMİ DEMİR ATMA BU LİMANA (2 ) 28 Aralık 2016, Çarşamba
GİT GEMİ DEMİR ATMA BU LİMANA 27 Aralık 2016, Salı
MUSTAFA KEMAL VE ASKERİ İZMİR YOLLARINDA 16 Eylül 2016, Cuma
DUMANLIDAĞI KAZILARI 3 Eylül 2016, Cumartesi
ALİAĞA ÇEVRESİNDE XIX YÜZYIL SONU ARKEOLOJİK KAZILAR 27 Ağustos 2016, Cumartesi
ARAPÇİFTLİĞİ SATILIK 20 Ağustos 2016, Cumartesi
NEMRUT ( KYME ) KAZILARI FOÇA’DAN SORULDU 13 Ağustos 2016, Cumartesi
HUKUK KÖŞESİ 19 Şubat 2016, Cuma