22 Haziran 2018, Cuma

EĞİTİM VE ÖĞRETİM BİRLİĞİ

1 Mart 2018, Perşembe

     


Cevat YILDIRIM

            Bir insan topluluğunun millet olabilmesi için dilde, kültürde, ülküde birlik olmak gerekir. Kurtuluş Savaşı öncesi Osmanlı döneminde 667 azınlık okulu, 715 de yabancı devletlere ait okul vardı.[1] 1923-1924 öğretim yılında Türkiye’de Osmanlı Devleti’nden Türk Okulu olarak 4894 iptidaiye,(ilkokul)72 rüştiye,(ortaokul) 23 sultani (lise) kalmıştı.[2] 

         18 Eylül 1922’de savaş tamamen bitmişti. Şimdi ülkede cahillikle mücadele edip, çiftçiye, kayıkçıya,  işçiye, çobana okuma yazma öğretip tarımda, sanayide atılıma geçmek hedef olmalıydı. Ülkemizde sayılarını verdiğimiz birçok yabancı okul vardı. Türkiye’de ilkokulların bir kısmı dinişleri vekâletine, bir kısmı evkafa bağlıydı. Azınlık okulları kurtuluş mücadelemizde işgalcilerin silah deposu haline getirilmişti. Yabancılara ait okullarda ya Hıristiyanlık eğitimi, ya da yabancı ülkelerin rejimini öven eğitim veriliyordu. Bizdeki dinişleri vekilliğine bağlı okullar da Arap ülkelerinin kültürüne göre öğretim yapıyordu. Kaderde, kederde, sevinçte aynı şekilde hareket etmek için aynı kültürü veren, bizi yüce bir ulus haline getirecek milli okullara gereksinme vardı.

        01. Mart 1924’de Reisicumhur Mustafa Kemal, TBMM açış konuşmasında; “Milletimizin, memleketimizin irfan yuvaları bir olmalıdır. Bütün memleket evladı, kadın erkek aynı surette oradan çıkmalıdır.” Dedi.  iki gün sonra 03. Mart 1924’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Tevhidi Tedrisat (Öğretim Birliği) yasası kabul edildi. Yabancı okullar için yeni bir düzen getirilinceye kadar kapatılması uygun görüldü. Tüm ilk ve orta dereceli okullar Milli Eğitim Bakanlığı bünyesine alındı. Eski yaşamı bırakmak istemeyenler yabancıların kışkırtmasıyla, Şeyh Sait isyanı ve Menemen olayını çıkarttılar. Kısa süre önce de15 Temmuz günü, Gülen ‘in adamları ülkemizin başına bela olmaya kalkıştı.  Cumhuriyete bağlı Türk Ordusu tüm harekâtları kısa sürede bastırdı. Osmanlı dönemindeki dinsel devlet sistemi, yeniçağda yaşayamazdı. Çağdaş uygarlığa erişmek için çok çalışmak, bilimde, teknikte,  çok iyi analizler yaparak eğitim ve öğretimde Avrupa memleketlerini yakalayıp geçmek gerekliydi.  

            Birkaç yıl önce kimya dalında “Nobel Ödülü” alan bilim insanımız Aziz Sancar, bu ödülü Cumhuriyet idaresi ve Atatürk’ün ortaya koyduğu laik okullar sayesinde aldığını belirtti. İlkokuldan üniversite eğitimi sonuna kadar çağdaş eğitim içinde olduğunu, daha iyi eğitim görmek ve araştırma yapmak için Amerika’ya gittiğini gazetelerimiz de yazdı.  Adana Aladağ ilçesinde tarikat yurdunda kalan öğrencilerimiz eğitim için köylerinden kopmuştu. Yurtlarda yeterli, düzenli kontrol olmadığı görüldü. Kar hırsıyla yangın merdivenini de yarım yapan sorumlu sorumsuzların yanlışları sonucu, yangınla birlikte on bir kızımız bu dünyadan göçtü. Anaların babaların yüreği hala yanmaktadır. Mahkemeler de sürmektedir.     

      Başka Nobeller alacak, adını dünyada duyuracak çağdaş insan yetiştirmeliyiz. Ülkemin insanı başarılı olunca halkımızın da sevinci artacaktır. Milletimizi daha yakın şekilde kaynaştırmak, Gençleri “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” kişiler olarak eğitmeye mecburuz.    

        Bunun için öğretmenlere, aydınlarımıza ve sorumlulara görevler düşmektedir. Eğitim öğretim birliği yasasını anlamını ben Cumhuriyeti seviyorum diyen her yurttaş anlamalı ve anlatmalıdır.   

 “Türk çocuğu atasını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.”

 

 

                                   

 

 

 

[1] Kültürümüzü etkileyen okullar, Halit Ertuğrul-Nesil yayınları,

[2] -1927-28 ve 1930-1931 Devlet İstatistik Enstitüsü.



Yazarın Tüm Yazıları
ANALAR VE ANA SEVGİSİ 14 Mayıs 2018, Pazartesi
KÖY ENSTİTÜLERİ 14 Nisan 2018, Cumartesi
SEKSEN DÖRT YIL ÖNCEYDİ- ALİAĞALILAR MUSTAFA KEMAL’İ GÖRDÜ 13 Nisan 2018, Cuma
SU NİMETTİR 22 Mart 2018, Perşembe
KADIN VE ÇOCUK 7 Mart 2018, Çarşamba
EĞİTİM VE ÖĞRETİM BİRLİĞİ 1 Mart 2018, Perşembe
KIRMIZI ŞERİTLİ MADALYALAR VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ 5 Şubat 2018, Pazartesi
UYGARLIK VE KADIN 5 Aralık 2017, Salı
EYLÜL AYINI SEVMEYEN VAR MI? 14 Eylül 2017, Perşembe
BU VATAN TÜRK MİLLETİNİNDİR 31 Ağustos 2017, Perşembe
ZEYTİNLERE DOKUNMAYIN EFENDİLER 21 Ağustos 2017, Pazartesi
YURDUMUN SINIRLARI NASIL ÇİZİLDİ 24 Temmuz 2017, Pazartesi
DENİZCİLİK BAYRAMI 28 Haziran 2017, Çarşamba
HER AYIN ÜÇÜNCÜ HAFTASINDA MÜZELER ÜCRETSİZ OLSUN 1 Haziran 2017, Perşembe
CUMHURİYETE GİDEN YOLUN BAŞI ONDOKUZ MAYIS 19 Mayıs 2017, Cuma
ANA OLMAK 13 Mayıs 2017, Cumartesi
HERKESİN HIZIRI İLYASI FARKLI 5 Mayıs 2017, Cuma
SEVİLEN AY MAYIS 1 Mayıs 2017, Pazartesi
ÇEŞMELER 29 Mart 2017, Çarşamba
DENİZKIZLARI- DENİZİN KADINLARI 16 Mart 2017, Perşembe
DOKUZLARDAN-ONÜÇLERE 15 Şubat 2017, Çarşamba
SARSILMAK, SALLANMAK, KORKMAK 9 Şubat 2017, Perşembe
TAŞMAK COŞMAK VE KONTROL 1 Şubat 2017, Çarşamba
HER BELDEYE BİR ABDURRAHMAN 10 Ocak 2017, Salı
GİT GEMİ DEMİR ATMA BU LİMANA (2 ) 28 Aralık 2016, Çarşamba
GİT GEMİ DEMİR ATMA BU LİMANA 27 Aralık 2016, Salı
MUSTAFA KEMAL VE ASKERİ İZMİR YOLLARINDA 16 Eylül 2016, Cuma
DUMANLIDAĞI KAZILARI 3 Eylül 2016, Cumartesi
ALİAĞA ÇEVRESİNDE XIX YÜZYIL SONU ARKEOLOJİK KAZILAR 27 Ağustos 2016, Cumartesi
ARAPÇİFTLİĞİ SATILIK 20 Ağustos 2016, Cumartesi
NEMRUT ( KYME ) KAZILARI FOÇA’DAN SORULDU 13 Ağustos 2016, Cumartesi
HUKUK KÖŞESİ 19 Şubat 2016, Cuma