21 Eylül 2018, Cuma

KÖY ENSTİTÜLERİ

14 Nisan 2018, Cumartesi

     


Cevat YILDIRIM

               Mustafa Kemal, Büyük Taarruz’dan beş ay önce 1922 yılı Martında TBMM’ de milletvekillerine şu şekilde seslendi: “Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi, gerçek üreticisi köylüdür.” “İşte bu köylüdür ki, bugüne kadar eğitim nurundan yoksun bırakılmışlar. Bundan dolayı bizim uygulayacağımız eğitim politikasının temeli ilk önce var olan cehaleti yok etmektir. Bu düşüncemi birkaç kelime ile açıklamak için diyebilirim ki, genel olarak bütün köylüye okumak-yazmak ve vatanını dinini, dünyasını tanıtacak kadar coğrafya, tarih din ve ahlak ile ilgili bilgiler vermek ve dört işlemi öğretmek eğitim programımızın ilk amacıdır” [1]

                Ağustos’un 26’sında başlayan Büyük Taarruz ile düşman yerinden söküldü. 30 Ağustosta Dumlupınar’da yapılan karşılaşmada emperyalistlerin uşağı durumundaki kuvvetlerin çoğunluğu savaş dışına itildi. Anadolu’yu işgale kalkışanlar İzmir’e doğru kaçtılar. İzmir’e ulaşabilenler onların ağababalarının gemileriyle Ege Denizi’ndeki adalara taşındılar. Yurt kurtulmuştu.

                Sıra ülkenin çağdaş uygarlığa yükseltilmesine gelmişti. Önce Yunanistan’da bulunan soydaşlarımız vatana getirildi. Cumhuriyet idaresi kuruldu. Gelen göçmenleri üretici duruma getirmek için yardım yapıldı. Eğitim öğretim birliğinden başlanarak TBMM’de halka yarayışlı kanunlar çıkarıldı. Bunlara; aşarın kaldırılmasıyla başlandı. Arkasından kılık ve kıyafette çağdaş biçime geçildi. Ölçüler ve saatte değişiklik yapıldı. En büyük değişim de “Medeni Yasa” dediğimiz yurttaşlar yasası ile getirildi. Yazı devrimi de büyük devrimlerden biridir. Cumhuriyet Hükümeti Osmanlı Devletinden yüzde dört oranında okuma yazma bilen kişi teslim aldı. Günümüzde okuma yazma oranı sanırım yüzde doksan beşi geçmiştir. Daha sonra dil ve tarih konusunda atılımlar gerçekleştirildi. Fakat halkın çoğu hala köylerdeydi. (1935 nüfus sayımına göre; Türkiye’nin nüfusu: 16.158.018 idi. Bunun 12.355.376 kişisi kırk bin köyde yaşamaktaydı.) Yaşamları iki bin yıl önce Anadolu’da yaşamış Hititlerden farklı değildi. Köylüye tarımda sosyal yaşamda yararlı olmak için okuma yazma öğretmek gerekti. Bu nasıl olacaktı? Devletimiz hala Osmanlı borçlarını ödüyordu. Bir taraftan demir yollarının inşasına devam ediliyordu.

                               1935 yılındaki Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan Atatürk’ün isteğiyle bu konuda araştırmalar yaptı. Askerde çavuş onbaşı olan köy delikanlılarından yararlanma düşünüldü. 1936 yılında Eskişehir- Çifteler’de çavuş ve onbaşı gençler için kurslara başlandı. 1937-1938 Edirne- Karaağaç’ta, 1938-1939’da İzmir-Kızılçullu’da eğitmen kursu açıldı. Kursu bitirenler köylere eğitmen olarak atandı. Açılan kurslarla iyi sonuç alınacağı ortaya çıkınca 17 Nisan 1940 tarihinde mecliste “Köy Enstitüleri” kanunu kabul edildi. Bu okullara köylerde beşinci sınıfı bitiren kız ve erkek çocuklar alınıp yatılı okutulacaktı. Okulların felsefesi “iş içinde iş eğitimi” metoduna uygun eğitim ve öğretim yapmaktı. Okullara kabul edilen öğrencilerin geldiği tarihte Avrupa’da şiddetli bir savaş sürüyordu. Öğrenciler, sebzelerini, yumurtalarını, sütünü kendileri ürettiler. Tuğla döküp pişirdiler, kendi okul binalarını kendileri yaptılar. Okul alanında tiyatro binaları, müzik salonları, yatakhaneler, su depoları, elektrik trafoları, çamaşırhaneler kurdular. Okullarına uzak kaynaklardan su getirdiler. Meyvelik, sebze bahçeleri, iş atölyeleri meydana getirdiler. Bu okullarda yarım gün kültür dersleri, yarım gün, tarım, zanaat, sanat ve müzik dersleri görülüyordu.

                Köy enstitülerin en büyük başarısı laik, çağdaş eğitim uygulamaktı. Enstitülü bir öğretmenle görüştüğümde “Biz önce araştırıyor, inceliyor, düşünüyor, yeni işi iş metoduyla yapıyorduk. Bizim sistemimizde iş terbiyesi önemliydi. Kritik ve eleştiri serbesti. Öğrenci başkanlarını ve öğretmenleri de eleştirebiliyorduk. Her kişi eğitimden ve günlük yaşamdan sorumluydu. Bu okullarda 17341 öğretmen, 8675 eğitmen, 1599 sağlık memuru mezun olup köyleri canlandırmaya gitti. Köy enstitülerinin 1947 yılında programları bozuldu. 1954 yılında toprak sahipleri ve köylünün aydınlanmasını istemeyenler tarafından kapatıldı” dedi.

                Savaş yıllarında başarılan köy enstitüleri kurumları günümüzde daha sağlıklı şekilde kurulup daha gelişmiş metotla eğitim hayatına kazandırılabilir.  

                Köy Enstitüleri kanununu meclisten çıkartan Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’den aldığım bir dörtlükle hepinize saygılar sunarım. / Okuyup okutmak işimiz bizim / Haram lokma kesmez dişimiz bizim / Biz bu devrin erenleriyiz / Aramakla bulunmaz eşimiz bizim.[2]                         15. 1V. 2018,

 

 

 

[1] Millet Meclisi Tutanak Dergisi D.1, C. 18, s.2

[2] Edirne’nin Kültür ve Sanat Yaşamında Tayyip Yılmaz, s.99,



Yazarın Tüm Yazıları
DENİZ, DENİZ AKDENİZ 13 Eylül 2018, Perşembe
ANALAR VE ANA SEVGİSİ 14 Mayıs 2018, Pazartesi
KÖY ENSTİTÜLERİ 14 Nisan 2018, Cumartesi
SEKSEN DÖRT YIL ÖNCEYDİ- ALİAĞALILAR MUSTAFA KEMAL’İ GÖRDÜ 13 Nisan 2018, Cuma
SU NİMETTİR 22 Mart 2018, Perşembe
KADIN VE ÇOCUK 7 Mart 2018, Çarşamba
EĞİTİM VE ÖĞRETİM BİRLİĞİ 1 Mart 2018, Perşembe
KIRMIZI ŞERİTLİ MADALYALAR VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ 5 Şubat 2018, Pazartesi
UYGARLIK VE KADIN 5 Aralık 2017, Salı
EYLÜL AYINI SEVMEYEN VAR MI? 14 Eylül 2017, Perşembe
BU VATAN TÜRK MİLLETİNİNDİR 31 Ağustos 2017, Perşembe
ZEYTİNLERE DOKUNMAYIN EFENDİLER 21 Ağustos 2017, Pazartesi
YURDUMUN SINIRLARI NASIL ÇİZİLDİ 24 Temmuz 2017, Pazartesi
DENİZCİLİK BAYRAMI 28 Haziran 2017, Çarşamba
HER AYIN ÜÇÜNCÜ HAFTASINDA MÜZELER ÜCRETSİZ OLSUN 1 Haziran 2017, Perşembe
CUMHURİYETE GİDEN YOLUN BAŞI ONDOKUZ MAYIS 19 Mayıs 2017, Cuma
ANA OLMAK 13 Mayıs 2017, Cumartesi
HERKESİN HIZIRI İLYASI FARKLI 5 Mayıs 2017, Cuma
SEVİLEN AY MAYIS 1 Mayıs 2017, Pazartesi
ÇEŞMELER 29 Mart 2017, Çarşamba
DENİZKIZLARI- DENİZİN KADINLARI 16 Mart 2017, Perşembe
DOKUZLARDAN-ONÜÇLERE 15 Şubat 2017, Çarşamba
SARSILMAK, SALLANMAK, KORKMAK 9 Şubat 2017, Perşembe
TAŞMAK COŞMAK VE KONTROL 1 Şubat 2017, Çarşamba
HER BELDEYE BİR ABDURRAHMAN 10 Ocak 2017, Salı
GİT GEMİ DEMİR ATMA BU LİMANA (2 ) 28 Aralık 2016, Çarşamba
GİT GEMİ DEMİR ATMA BU LİMANA 27 Aralık 2016, Salı
MUSTAFA KEMAL VE ASKERİ İZMİR YOLLARINDA 16 Eylül 2016, Cuma
DUMANLIDAĞI KAZILARI 3 Eylül 2016, Cumartesi
ALİAĞA ÇEVRESİNDE XIX YÜZYIL SONU ARKEOLOJİK KAZILAR 27 Ağustos 2016, Cumartesi
ARAPÇİFTLİĞİ SATILIK 20 Ağustos 2016, Cumartesi
NEMRUT ( KYME ) KAZILARI FOÇA’DAN SORULDU 13 Ağustos 2016, Cumartesi
HUKUK KÖŞESİ 19 Şubat 2016, Cuma