16 Temmuz 2018, Pazartesi

KIRMIZI ŞERİTLİ MADALYALAR VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

5 Şubat 2018, Pazartesi

     


Cevat YILDIRIM

       İlkokul öğrenimimde ve ortaokul çağlarımdayken Milli bayrama katılan Ankaralı Mustafa Çavuş’un kırmızı şeritli madalyası ile boy göstermesi daima dikkatimi çekerdi. Çavuş amca aslen Ankara’nın köylerindendi. Ordu ile birlikte İzmir’e oradan da Güzelhisar’a gelmiş. Buraya yerleşmiş, ev bark sahibi olmuş. Madalyası ile övünç duyardı. 

            Bundan on- on beş yıl kadar önce Foça’da oğlumun dükkânına İstanbullu olduğunu söyleyen bir vatandaş geldi. Elinde rengi zamana yenilmiş, sarımtırak üç ayrı sayfada Osmanlıca yazılı kâğıt vardı. —Bunlar nedir? Babamdan kalan mallar mı? Dedi. 

            Baktığımda ne olduğunu anlasam da fotokopi alıp eve götürdüm. Asıllarını da getiren kişiye verdim. O gece onları hemen okudum. Birincisi Çanakkale Savaşına teğmen olarak katılan baba, savaşta üst teğmen oluyor. Enver Paşa tarafından kutlama belgesi ile ödüllendiriliyor. Rütbe artınca kişiyi Kafkas Cephesine gönderiyorlar. Buradaki başarısından dolayı da padişah Sultan Reşat tarafından belge ile ödüllendiriliyor. Rütbesi yüzbaşılığa yükseltiliyor. İş bitmiyor. Yurda döndükten iki yıl sonra Türk Kurtuluş Savaşına katılan kişinin rütbesi kıdemli yüzbaşılığa yükseltiliyor, TBMM tarafından İstiklâl Madalyası ile onurlandırılıyor Birkaç gün sonra dükkâna gelip, yazıları sordu. Kendisini kutladım.                  –Ne mutlu gazi bir babanın evladısın. Dedim.  Adam eline verdiğim belgelere acayip bir şeymiş gibi bakarken teşekkür bile etmeden çıkıp gitti. Onun şöyle söylendiğini duydum.

—Bu kadar madalya alıp kâğıt bırakacağına toprak bıraksaydın be baba!        

            Belgeleri bugünkü harflerle yazıp verdiğim iş için çok hayıflandım.  

            Dedem Mehmet oğlu Mehmet’in 1916 yılında Kafkas Cephesinde Ruslarla çarpışırken şehit olduğunu elli yaşımdayken, Milli Savunma Bakanlığı belgelerinden öğrenebildim. Babam babasının şehit mi, kayıp mı olduğunu öğrenemeden bu dünyadan ayrıldı. Biz devletimizden herhangi bir karşılık beklemiyoruz. Eğer genç olsaydım yurdu savunmak için her harekâta gönüllü katılmak isterdim. Zira vatan savunmasının kutsallığını bize çocuk yaşlarda kulağımıza fısıldadılar. Bugünkü Aliağa’ya ilk yerleşenler Kurtuluş Savaşı sırasında burada değillerdi. O nedenle şehitlik beratları elbet yoktur. Bundan on yıl önce Çanakkale şehitliğinde huzurla yatan şehitlerin içinde Aliağa köylerinden olan beş-altı kişinin isimlerini bulup bu gazetede yayınladım. Eğer dedeniz bu savaşa katılmışsa bana ve Aliağa Ekspres gazetesine bilgi verin araştıralım diye yazdım. Ne bana, ne gazetenin yazı işlerine hiç kimse müracaat etmedi.

            Aliağa’da Kore Savaşına, Kıbrıs Barış Harekâtına elbet katılanlar var. Gazete haberlerine göre, yurdun değişik yerlerinde altmış ve kırk yıl sonra madalyalar verilmiş. Bizim kasabamızda da böyle madalya ve beratlar varsa sahip çıkılması yerinde olur. 

            Osmanlı döneminde ilk madalyalar 1730 yılında çıkarılmış. Liyakat madalyası, Yunan muharebe madalyası, Tahlisiye (kurtuluş) madalyası, Silistre madalyası gibi bazı madalyalar verilmiş. Bunların hepsinin elbet bir değeri var. Ancak Türkiye Büyük Millet Meclisinin verdiği madalyanın tarihi ve manevi anlamını çok önemli buluyorum.

            Aliağalı mahalli siyasetçilerden ricam şudur ki Afrin harekâtına Mehmetçiklerimizin morali ve halkımızın birliği açısından destek verdiğimizi belirtmek zorundayız.  Atatürk “Milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadığı sürece harp bir cinayettir.” Dediği gibi Amasya genelgesinde “Vatanın bütünlüğü milletin istiklâli tehlikededir. Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” Deyip fikirlerini belirtmiş.

                        Büyük kurtarıcının söylediği gibi savaş asla hoş görülmez Afrin’den topraklarımıza sızıp, milletimizin huzurunu bozan terörist olayları görmeyelim mi? 

            Geçen ay hemşerilerimizin başlattığı  “neredeydik, nerelere geldik?” (Çınaraltı sohbetleri)  konulu toplantılara her yönüyle destek verilmesini Aliağa’yı sevenlerden rica ediyorum. 



Yazarın Tüm Yazıları
ANALAR VE ANA SEVGİSİ 14 Mayıs 2018, Pazartesi
KÖY ENSTİTÜLERİ 14 Nisan 2018, Cumartesi
SEKSEN DÖRT YIL ÖNCEYDİ- ALİAĞALILAR MUSTAFA KEMAL’İ GÖRDÜ 13 Nisan 2018, Cuma
SU NİMETTİR 22 Mart 2018, Perşembe
KADIN VE ÇOCUK 7 Mart 2018, Çarşamba
EĞİTİM VE ÖĞRETİM BİRLİĞİ 1 Mart 2018, Perşembe
KIRMIZI ŞERİTLİ MADALYALAR VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ 5 Şubat 2018, Pazartesi
UYGARLIK VE KADIN 5 Aralık 2017, Salı
EYLÜL AYINI SEVMEYEN VAR MI? 14 Eylül 2017, Perşembe
BU VATAN TÜRK MİLLETİNİNDİR 31 Ağustos 2017, Perşembe
ZEYTİNLERE DOKUNMAYIN EFENDİLER 21 Ağustos 2017, Pazartesi
YURDUMUN SINIRLARI NASIL ÇİZİLDİ 24 Temmuz 2017, Pazartesi
DENİZCİLİK BAYRAMI 28 Haziran 2017, Çarşamba
HER AYIN ÜÇÜNCÜ HAFTASINDA MÜZELER ÜCRETSİZ OLSUN 1 Haziran 2017, Perşembe
CUMHURİYETE GİDEN YOLUN BAŞI ONDOKUZ MAYIS 19 Mayıs 2017, Cuma
ANA OLMAK 13 Mayıs 2017, Cumartesi
HERKESİN HIZIRI İLYASI FARKLI 5 Mayıs 2017, Cuma
SEVİLEN AY MAYIS 1 Mayıs 2017, Pazartesi
ÇEŞMELER 29 Mart 2017, Çarşamba
DENİZKIZLARI- DENİZİN KADINLARI 16 Mart 2017, Perşembe
DOKUZLARDAN-ONÜÇLERE 15 Şubat 2017, Çarşamba
SARSILMAK, SALLANMAK, KORKMAK 9 Şubat 2017, Perşembe
TAŞMAK COŞMAK VE KONTROL 1 Şubat 2017, Çarşamba
HER BELDEYE BİR ABDURRAHMAN 10 Ocak 2017, Salı
GİT GEMİ DEMİR ATMA BU LİMANA (2 ) 28 Aralık 2016, Çarşamba
GİT GEMİ DEMİR ATMA BU LİMANA 27 Aralık 2016, Salı
MUSTAFA KEMAL VE ASKERİ İZMİR YOLLARINDA 16 Eylül 2016, Cuma
DUMANLIDAĞI KAZILARI 3 Eylül 2016, Cumartesi
ALİAĞA ÇEVRESİNDE XIX YÜZYIL SONU ARKEOLOJİK KAZILAR 27 Ağustos 2016, Cumartesi
ARAPÇİFTLİĞİ SATILIK 20 Ağustos 2016, Cumartesi
NEMRUT ( KYME ) KAZILARI FOÇA’DAN SORULDU 13 Ağustos 2016, Cumartesi
HUKUK KÖŞESİ 19 Şubat 2016, Cuma