131019098
26 Ekim 2021, Salı

TÜRK DİLİ MİLLETİN KALBİDİR, ZİHNİDİR

27 Eylül 2021, Pazartesi

     


CEVAT YILDIRIM

                Bergama Ortaokulu’nda öğrenciyken, tarihi kasabayı görmeye turistler gelirdi. Tatil günleri akropolü gezerken onlara topladığımız kır çiçekleri verirdik. Kimisi; mersi, kimisi de tenkû derdi. Bunlardan başka diğer sözcükleri anlamazdık. Okula başlayalı henüz iki ay olmuştu. Demek ki, her milletin ayrı bir anlaşma aracı vardı. Ninem konuşurken onu, ben konuşurken o beni anlıyordu. Her milletin anlaşma şekli farklıydı. Biz buna “dil” deriz. Türkçe, Almanca, İngizce, Japonca gibi.

                Bergama’nın uzak dağ köylerinden gelen sınıf arkadaşlarım vardı. Dershanede pek belli etmezlerdi. Fakat dinlenme zamanı ve tatillerde kendi yörelerindeki insanlar gibi konuşurlardı. Örneğin badem yerine “Payam, makas yerine sındı, elim kaşınıyor demezler, gidişiyor” diye söylerlerdi.  Anlaşsak da yöresel sözcükleri değişik şekilde söylemeleri bir farklılık yaratıyordu. İşte dildeki yöresel farklılıklara “ağız” dendiğini Türkçe öğretmenimiz bildirdi. Yine bir arkadaşımız bir dergide bulduğu bir şiiri okurken şöyle seslendirdi. “Bayrağım gırmızı gan verib, senin üçün uğrunda can verib, adını mene hemişe şan verib”  Sözcükleri anlaşılsa da konuştuğumuz dilden farklıydı. Bu dilin İzlenebilen tarihi dönemlerde Türkçe’den ayrılmış bir kol olduğunu gördük. Buna dilde “şive” denir. Günümüzde belgesellerde izlediğimiz Sibirya’da konuşulan “Yakutça” var. Çok dikkat edilirse dilimize benzerlik hissetsek de sözcükleri anlamamız zordur. İşte bir dilin tarihsel, bölgesel sebepler nedeniyle ses, yapı ve söz dizimi yönüyle ayrılan koluna, konuşma ve yazma biçimine “lehçe” adı verildiğini o dönemde kavramıştık.

                Kişinin annesinden ve diğer aile bireylerinden, yakın çevresinden öğrendiği dil “ana dildir” İlkokul çağlarımda kırlarda yalnız gezdiğimde acaba bu dilleri ilk kez insanlar nasıl öğrendi diye merak ederdim. Sanırım konuyu zihnimde tam canladırmasam da taklit olmalıydı. Ağ çeken balıkçılar ortak bir ses çıkarır. “-Haydi, hoppp” gibi. Belki kişiler, doğadaki sesleri duyunca onlara anlam vermeye çalıştılar. İlk seslendirmeyi ortaya koyan atalar, gelecek kuşaklara bunu aktararak ortak bir anlaşma şekli buldular. Konuşulan ortak dil milleti meydana getirdi. Topluluğun millet olabilmesi için; dilde, tarihte, duygularda, ülküde, gelenek ve görenek birliği olması gerekir. İşte tasada, kıvançta ortak hareket edeblen topluluklar ulus (milleti)  olurdu. Atatürk “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir” diyerek konunun özüne parmak bastı. Yeryüzünde konuşulan kaç dil olduğuna kesin bir cevap vermek olası değildir. Türk dilinin ilk verileri Hunlardan kalan birkaç kelimedir. Türklere ait ilk edebi yazılar Moğalistan’da bulunan Göktürk lere ait Kültigin, kardeşi Bilge Kağan vezirleri Tonyukuk’a aittir. Tarih olarak 719 ile 732 arasında değişik kitabeler adı geçen ülkededir. 

          Türk geleneğine göre ortaya konmuş en eski yazılı kaynaklar “Kutadgu Bilig ve Divan-ı Lügat-ı Türk’tür. On iki, on üç yaşlarımda okuduğum, Ziya Gökalp’in “Güzel dil Türkçe bize/ Başka dil gece bize/İstanbul konuşması/ En saf en ince bize” o günlerden unutamadığım şiirlerden biridir. “Dilini kaybeden milliyetini de kaybeder” diyen Kırım atasözünün ne kadar önemli olduğunu düşünen alayabilir. Bunun gerçek manasını vatansızlara sormak gerekir.   

             Mustafa Kemal Atatürk’ün en büyük hedeflerinden biri Cumhuriyeti kurduktan sonra Türk milletini, çağdaş uluslar seviyesine ulaştırmaktı. Bunun için milletimize dayanarak eğitim ve öğretimde, kılık kıyafette, hukukta, ölçülerde, yazıda uygar milletlerde olduğu gibi bir takım girişim ve değişimlerde bulundu. Bunlardan biri de Türk dili konusunda dernek kurup Türk dilinin eskiliğini, güzelliğini, bilim dili olduğunu meydana çıkarmaktı.  Bunun için 26 Eylül- 5 Ekim 1932 tarihlerinde İstanbul Dolmabahçe sarayında Birinci Türk Dil Kurultayını topladı. Dilciler, bilim insanları bu toplantıya katıldı. Kurultayda Türk dili üzerine araştırma yapacak bir komisyon oluşturuldu.  İkinci komisyon Türk dilinin güncel sorunlarıyla ilgilenip, çözüm yolları bulacaktı. Karakeçili Yörüklerinden bazı kişiler davet edilerek onların kullandığı Türkçe sözcükler tespit edildi. Atatürk’ün dilimize kazandırdığı öztürkçe kelimelerin varlığını bilmek gerekir.

                Türk Dil Kurumu, Atamızın ölümünden sonra da çalışmalarını sürdürdü. Türkçe sözlük yayınladı. Dilimizi öğrenmekte en önemli yardımcı kaynaklardan biri de Türkçe sözlüktür. Aydınlarımıza, biz Atatürk’ü seviyoruz diyen kurumlara bir görev düşmektedir. Her okula en az bir adet Büyük Türkçe sözlük, ilköğretimdeki yavrulara da birer adet sözlük hediye etmeliyiz. Bizler bunu başarırsak Atatürk’ün ruhu şad olacaktır.  

 

 

 



Yazarın Tüm Yazıları
TÜRK DİLİ MİLLETİN KALBİDİR, ZİHNİDİR 27 Eylül 2021, Pazartesi
KURTULUŞA DOĞRU 26 Ağustos 2021, Perşembe
EGE’DE BÜYÜK TAARRUZ ÖNCESİ VE SONRASI 25 Ağustos 2021, Çarşamba
GÜZELHİSAR-I MENEMEN 1 Temmuz 2021, Perşembe
İSTANBUL- SAMSUN YOLU İSTİKLAL YOLUDUR 19 Mayıs 2021, Çarşamba
MART AYI DERT AYI 4 Mart 2021, Perşembe
GÜZELHİSAR ÇAYINDA GELENEKSEL BALIKÇILIK 9 Aralık 2020, Çarşamba
BİR KIYI KENTÇİĞİNİN KURTULUŞU 12 Eylül 2020, Cumartesi
YİRMİ ALTI AĞUSTOS’TAN OTUZ AĞUSTOS’A 26 Ağustos 2020, Çarşamba
ANADOLU’YU VE ÜLKESİNİ ÇOK SEVEN BİR ADAM 10 Ağustos 2020, Pazartesi
DENİZ KELİMESİ TÜRKÇE MİDİR? 1 Temmuz 2020, Çarşamba
19 MAYIS’I ASLA UNUTMA 19 Mayıs 2020, Salı
ANA SEVGİSİ 8 Mayıs 2020, Cuma
SALGIN HASTALIKLAR 6 Nisan 2020, Pazartesi
RADYO 13 Şubat 2020, Perşembe
HER YENİ BİR UMUT OLUR MU? 10 Ocak 2020, Cuma
MİS GİBİ GÜZEL İŞLER 21 Aralık 2019, Cumartesi
ŞU KARŞIKİ DAĞ DUMANLI DAĞ 10 Ekim 2019, Perşembe
BAĞIMSIZLIK SAVAŞIMIZIN YAPILDIĞI TOPRAKLARDAN SİZLERE SELAM GETİRDİM 12 Eylül 2019, Perşembe
MERHABA YEŞİL 3 Temmuz 2019, Çarşamba
MÜZELER HAFTASI GEÇİP GİDERKEN 25 Mayıs 2019, Cumartesi
ANAYASALAR VE EĞİTİM 11 Nisan 2019, Perşembe
UFAK TEFEK ŞEYLER 19 Şubat 2019, Salı
KENTLER HUZUR VEREN OTURMA YERLERİ OLMALI 1 Şubat 2019, Cuma
TAKVİMLERDEN YAPRAKLAR 22 Ocak 2019, Salı
YAREN DAĞI’NIN TEPESİNE ÇIKIP BAĞIRSAM MI? 13 Aralık 2018, Perşembe
TÜRK HARF DEVRİMİ VE MİLLET MEKTEPLERİNİN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI 26 Kasım 2018, Pazartesi
TÜRKİYE’DE DEĞİŞİM CUMHURİYETLE BAŞLADI 1 Kasım 2018, Perşembe
CUMHURİYET BAYRAMI ANILARI 31 Ekim 2018, Çarşamba
DENİZ, DENİZ AKDENİZ 13 Eylül 2018, Perşembe
ANALAR VE ANA SEVGİSİ 14 Mayıs 2018, Pazartesi
KÖY ENSTİTÜLERİ 14 Nisan 2018, Cumartesi
SEKSEN DÖRT YIL ÖNCEYDİ- ALİAĞALILAR MUSTAFA KEMAL’İ GÖRDÜ 13 Nisan 2018, Cuma
SU NİMETTİR 22 Mart 2018, Perşembe
KADIN VE ÇOCUK 7 Mart 2018, Çarşamba
EĞİTİM VE ÖĞRETİM BİRLİĞİ 1 Mart 2018, Perşembe
KIRMIZI ŞERİTLİ MADALYALAR VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ 5 Şubat 2018, Pazartesi
UYGARLIK VE KADIN 5 Aralık 2017, Salı
EYLÜL AYINI SEVMEYEN VAR MI? 14 Eylül 2017, Perşembe
BU VATAN TÜRK MİLLETİNİNDİR 31 Ağustos 2017, Perşembe
ZEYTİNLERE DOKUNMAYIN EFENDİLER 21 Ağustos 2017, Pazartesi
YURDUMUN SINIRLARI NASIL ÇİZİLDİ 24 Temmuz 2017, Pazartesi
DENİZCİLİK BAYRAMI 28 Haziran 2017, Çarşamba
HER AYIN ÜÇÜNCÜ HAFTASINDA MÜZELER ÜCRETSİZ OLSUN 1 Haziran 2017, Perşembe
CUMHURİYETE GİDEN YOLUN BAŞI ONDOKUZ MAYIS 19 Mayıs 2017, Cuma
ANA OLMAK 13 Mayıs 2017, Cumartesi
HERKESİN HIZIRI İLYASI FARKLI 5 Mayıs 2017, Cuma
SEVİLEN AY MAYIS 1 Mayıs 2017, Pazartesi
ÇEŞMELER 29 Mart 2017, Çarşamba
DENİZKIZLARI- DENİZİN KADINLARI 16 Mart 2017, Perşembe
DOKUZLARDAN-ONÜÇLERE 15 Şubat 2017, Çarşamba
SARSILMAK, SALLANMAK, KORKMAK 9 Şubat 2017, Perşembe
TAŞMAK COŞMAK VE KONTROL 1 Şubat 2017, Çarşamba
HER BELDEYE BİR ABDURRAHMAN 10 Ocak 2017, Salı
GİT GEMİ DEMİR ATMA BU LİMANA (2 ) 28 Aralık 2016, Çarşamba
GİT GEMİ DEMİR ATMA BU LİMANA 27 Aralık 2016, Salı
MUSTAFA KEMAL VE ASKERİ İZMİR YOLLARINDA 16 Eylül 2016, Cuma
DUMANLIDAĞI KAZILARI 3 Eylül 2016, Cumartesi
ALİAĞA ÇEVRESİNDE XIX YÜZYIL SONU ARKEOLOJİK KAZILAR 27 Ağustos 2016, Cumartesi
ARAPÇİFTLİĞİ SATILIK 20 Ağustos 2016, Cumartesi
NEMRUT ( KYME ) KAZILARI FOÇA’DAN SORULDU 13 Ağustos 2016, Cumartesi
HUKUK KÖŞESİ 19 Şubat 2016, Cuma